Gizli yeraltı tünelleri

                                                                         

Efsaneye göre, İstanbul’un altı birbirine bağlı tünellerle kaplıymış. Hatta bu dehlizlere Yerebatan Sarayı’nın gizli bi yerinden de giriliyomuş ve tünel denizin dibinden devam edip taaa Kınalıada’ya kadar gidiyomuş.

Tüneller Kapalıçarşının altından da geçiyomuş taabi. Hatta şu an, Çarşı’nın gizli tutulan bi yerinden girilebiliyomuş bu tünellere. Buralarda yemek takımı üzerine çalışan gümüş kaplama atölyeleri varmış. Yerin dibindeki yere ruhsat verir mi belediye? Heepsi kaçakmış bunların. Çalışanlara da işe başladıkları gün, dehlizlerden kimseye bahsetmeyeceğine dair Kur’an’a el bastırılıyomuş. (dahası…)

Yayınlandı: on Eylül 22, 2008 at 6:52 pm Yorumlar (1)
Tags: , , , ,

Şehr-i İstanbul ve İnsanlar

İstanbul’u romanlardan tanıdım önceleri… “Çamlıcadaki Eniştemiz”, “Fatih Harbiye”, “Çalıkuşu”… Sonra filmlerden… Filmlerin o boğaz manzaralarından, neon ışıklarıyla süslü sahnelerinden… Benim için büyülü bir dünya idi. İlk lise yıllarındaki bir gezi vesilesiyle ayak bastım İstanbul’a.. Hey gidi günler hey. Ne kadar da farklı bir dünya idi. Niye hatırlattım bu günleri.

Efendim geçtiğimiz günlerde güzide bir mecliste Prof. Dr. Uğur Derman Beyefendinin “İstanbul Adabı” isimli bir konuşmasına şahit oldum da onun için. İstanbul beyefendisi, İstanbul hanımefendisi deyimlerinin romanlarda kaldığını zannediyordum. Halbuki Prof. Dr. Uğur Derman’ı dinlediğimde daha doğrusu gördüğümde hiç de böyle olmadığını gördüm. Hani klasik bir deyim vardır; “Aşk anlatılmaz, yaşanır.” Diye. Müsadenizle ben de diyorum ki; “İstanbul beyefendiliği ve İstanbul hanımefendiliği anlatılmaz yaşanır.” (dahası…)