İstanbul Şiiri

istanbul şiiri

Ben anlatmayayım be İstanbul seni
Sen kendin anlat
Galata Köprünü anlat
İrili ufaklı canlı kanlı balık tutanları
Karanlık köşelerinde büzülüp yatanları anlat
Öte yakanı beri yakanı
Yakasına kırmızı gül takanı
Tarihin koynunda yatanı anlat

Ben anlatmayayım be İstanbul seni
Sen kendin anlat
Eminönü’ndeki, Sirkeci’ndeki
Mahmutpaşa’ndaki, Kapalı Çarşı’ndaki
Mahşeri kalabalık ne yana gider, ne yana döner
Kimi biner trenlere, nereye gider
Kimi iner trenlerden dikilir kalır
Niye kalır be İstanbul
Sen anlat

(daha&helliip;)

Reklamlar
Published in: on Eylül 23, 2008 at 9:05 am  Yorum Yapın  
Tags: , , ,

İstanbul- Cahit ZARİFOĞLU

Bir tohumdan daha az değil

Fatihin büyük güvercin kanatları

Meleklerin sık aralıklarla

Dokunduğu toprak

Güzel buyruklar

Gürbüz havalar

Boğaziçi bir akımdır

Bir akan sudur

Nice dergahlar

Dinler gibi nabzını

Yeni doğan çocukların

Yamaçlarda mezarlıklar

Sever gibi bazıları

Açık havada gömülmeyi

(daha&helliip;)

Published in: on Eylül 21, 2008 at 10:17 pm  Yorum Yapın  
Tags: , ,

Yürüyelim Seninle İstanbulda

Kırmızıyı sevdiğini bilseydim
hayallerim kıpkırmızı olurdu

İstanbul hala güneşin ardında
ufuklarında birkaç kara leke
birkaç kan pıhtısı dudaklarında
İstanbul hala sevimli mi sevimli
ve hala bir tomucuk tadında
yürüyelim seninle İstanbul’da

korkusuz bir rüyadır
bekler bizi Beykoz’da, Üsküdar’da
birkaç kuğu, birkaç mahzun kuştüyü
yenilgisiz bir muamma gibidir
arar bulusmayan ellerimizi
deli rüzgar yine sarhoş, hovarda

tam orada, Çamlıca yokuşunda
birkaç bulut çekelim gökyüzünden
damarlarımızdan geçirelim ve birden
bırakalım suların üzerine
sen bir defa konuş, sen bir defa gül
kumlu ebrular yapalım seninle
serpmeli ebrular, bülbülyuvası
hercaimenekşe, gonca ve sümbül

(daha&helliip;)

Published in: on Eylül 21, 2008 at 10:01 pm  Yorum Yapın  
Tags: ,

Boğaz Gezintisi

Ne günlermiş, ne günlermiş
Yıldızlar, mehtap, çamlar altında
Ne günlermiş, ne günlermiş
Gelip geçmiş!

Vapurlar değil, Boğaz’dan geçen;
Boğaz’dan yalılar geçiyor,
Toplamış buralardan eteklerini…
Dairesine çekilen bir saraylı gibi
Yalılar gelmiyen alemlerine gidiyor
Bırakıp bu sessiz gecelerini.
Deniz kenarında denizsiz kalmış yalılar.
Ortaklığı ayrılmış kıt’aların
Anadolu günden güne Rumeli’ye küsmüş…
Bugün biz değiliz bakan yalılara;
Yalılar boynu eğik bize bakıyor
Biz değiliz sarkan hatıralara..
Göğüs gererek dalgalara
Yalılar bir hayal için denize sarkıyor
Yalılar bize bakıyor, denize bakıyor.
Ne günlermiş, ne günlermiş
Yıldızlar, mehtap, çamlar altında
Ne günlermiş, ne günlermiş
Gelip geçmiş!

Özdemir Asaf

Published in: on Eylül 17, 2008 at 7:00 am  Yorum Yapın  
Tags: ,

İstanbul bir Aşktır

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlarda gidiyorlar. Gitsinler
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı,
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun oturmuştu
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı

(daha&helliip;)

Published in: on Eylül 16, 2008 at 10:29 am  Yorum Yapın  
Tags: ,

İstanbul

Bütün hayatı uyur bir sema-yı mühmelde
Geniş ufukları efsanevi hikayelerin
Tasavvur ettiği gökler kadar beyaz, narin,
Minarelerle müzeyyen, sevimli bir belde…

O mai dalgaların bu sesiyle perverde
Sevahilinde güler ruhu başka bir denizin,
Gezer bu levhaya ait bir ihtiram-ı hazin
Melul hisli mükedder nazarlı gözlerde.

(daha&helliip;)

Published in: on Eylül 14, 2008 at 9:59 pm  Yorum Yapın  
Tags: ,

Destan Önü

İşte zamanın karanlığı, gece gibi,
Geçer bir gölge komadan.
İşte Tanrı nefesli sahiller,
İşte Bizans kopmuş Romadan.
Sakalları uzamış keşişler sırtında,
Bahar halinde bir yük:
Sur örülmüş kıyılarda yokluğa taraf,
Taşlarla, kıskançlıkla ağır ve büyük.

 
Eski İstanbul, ruh kadar eski,
İnsan daha fazla eskiyemez ki.

(daha&helliip;)

Published in: on Eylül 12, 2008 at 9:52 pm  Yorum Yapın  
Tags: ,

İstanbul

Seni görüyorum yine İstanbul
Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan
Minare minare, ev ev,
Yol, meydan.
Geliyor Boğaziçi’nden doğru
Bir iskeleden kalkan vapurun sesi,
Mavi sular üstünde yine
Bembeyaz Kızkulesi.
Bir yanda, serin sabahlarla beraber,
Doğduğum kıyılar: Beşiktaşım.
Baktıkça hep, semt semt, yer yer,
Beş yaşım, onbeş yaşım, ah yirmi yaşım!
Durmuş bir tepende okuduğum mektep,
Askerlik ettiğim kışladır ötesi.
Bir gün bir kızını benim eden
Evlendirme dairesi.
Benim de sayılmaz mı oralar?

(daha&helliip;)

Published in: on Eylül 12, 2008 at 12:56 pm  Yorum Yapın  
Tags: ,

İstanbul’u Dinliyorum

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda
Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor derken
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık;
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

(daha&helliip;)

Published in: on Eylül 12, 2008 at 9:01 am  Yorum Yapın  
Tags: , ,

Sana Dün Bir Tepeden Baktım

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiç bir yer
Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre bedel

Nice revnaklı şehirler görünür dünyada
Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan
Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rüyada
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende kalan…

Sana dün bir tepeden baktım aziz istanbul…

Yahya Kemal Beyatlı